OXFORD ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DR. KORKMAZ:
START UPLAR İÇİN KOOPERATiF YÖNTEMİ DENENEBİLİR
Röportaj: Esra YAZDIÇ DEMİR / TTGV Kurumsal İletişim ve Medya Yöneticisi
İklim krizinin sonuçlarının sıkça görülmeye başlandığı günümüzde de pek çok start up bu alana yönelik yeni çözümler üretmek için çalışıyor. Ancak bu girişimleri zorlayan konuların başında diyalog ve finansa ulaşım sorunu geliyor. İklim girişimleri, veri analizi ve güvenliği konusunda çalışmalar yürüten Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Emre Eren Korkmaz ise bu anlamda bize geçmiş deneyimleri hatırlatarak kooperatif yöntemi gibi alternatif iş, mülkiyet ve şirket yöntemlerine dikkat çekiyor.
Özellikle iklim teknolojileri alanında çalışan girişimlerini görünürlüğü için farklı modelleme ve stratejilere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Korkmaz ile iklim teknolojilerine yönelik toplum bilinci, bu alanlarda finansa erişim zorlukları, iklim teknolojisi girişimleri için etki değerlendirme çerçeveleri ve pek çok konu üzerine bir söyleşi yaptık.
Teknoloji, inovasyon, göç, iklim krizi, uluslararası kalkınma üzerine çalışmalar yürütüyorsunuz. Bir siyaset bilimci olarak öncelikle iklim krizinin etkilerini toplum bilimi açısından açıklar mısınız?
İklim krizi üzerine bilim insanlarının ortaya koyduğu geniş bir literatür var. Konuya bilimsel yönden vakıf olduğumuz söylenebilir. Ancak bu, toplumlar için geleceğin bir sorunu değil. İklim krizinin sonuçlarını gündelik yaşamda görüyoruz. Alışık olmadığımız hava olayları, fırtınalar, seller, kuraklıklar yaşanıyor. Geçen aylarda İspanya’da Valencia’da ve ABD’de Florida’daki seller buna örnektir. Kasırgaların yaşandığı Filipinler’i ise ilk kez bir ay içinde 4 kasırga arka arkaya vurdu. Bunların can kaybına ve göçe yol açtığını görüyoruz. Tarımı, ekonomiyi, küçük işletmeleri vurduğunu görüyoruz. Bunun da elbette siyasi sonuçları oluyor. Öyle ki bu durumun ABD seçimlerine de etkisi oldu. İspanya’da hükümet protesto edildi. Kuraklık vb sebeplerle savaş ve çatışmaların tetiklenmesi de mümkün. Dolayısıyla siyaset bilimcilerinin iklim konusunu ve onu siyasal ve ekonomik sonuçlarını incelemesi önemli.
Odak sorun noktası finans
Çalışmalarınızın başında akademik dünya ile gerçek dünya uygulamaları arasındaki boşluğu doldurma kararlılığından yola çıkan, Afrika, Avrupa ve ötesindeki iklim teknolojisi girişimleri için kıyaslama modelleri ve etki değerlendirme çerçeveleri geliştirmek var. Bu çalışmayı ve nedenlerini bize açıklar mısınız?
Son dönemde iklim teknolojileri alanında startupların yaşadığı sorunlara eğiliyorum. Bunun bir yönü startupların finansa, yatırıma ve piyasaya erişimi, diğer yönü ise iklim finansmanının Küresel Güney denilen gelişmekte olan ülkelere akışını hızlandırmak. İklim finansmanına ve iklim teknolojisi startuplarına yönelik yatırımlar ciddi şekilde artsa da bunlar enerji ve mobilite gibi birkaç sektörde ve Kuzey Amerika ile Avrupa’da yoğunlaşıyor.
İklim krizi konusunda bilimsel literatür zengin olduğu gibi çözümler ve teknolojik inovasyonlar konusunda da çok sayıda çözüme sahibiz. Bu gayet olumlu. Regülasyonlar açısından da ciddi bir mesele olmadığı söylenebilir. O zaman neden hızlıca hareket edilemiyor ve kriz derinleşiyor? Burada sorun finansta odaklanıyor. Klasik, geleneksel yatırımcı yaklaşımı ve finansal kurumlar iş tanımları ve kâr odaklı yaklaşımları nedeniyle bu alana yeterince yatırım yapmıyor, yapan da ya online platformlara öncelik veriyor ya da kısa dönemli kar elde edebileceği çözümlere yatırım yapıyor. Hem uzun dönemli yatırım gerektiren teknolojik çözümlerin gelişmesi hem de gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmada riskler nedeniyle geri duruluyor.
Birçok Değerli Fikir Yatırımm Bulamadığı İçin Kayboluyor
Dolayısıyla bizler bu alanda bir benchmark oluşturmak için yola çıktık. Enerji sektöründe bir AB fonu ile ilk adımları Ocak 2025’te başlıyoruz. Burada startupların ve inovatif çözümlerin teknik, sosyal, çevresel etkisini analiz etmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda bu alana hakim olan VC modelinin etkisinin sınırlı olduğunu, startupların büyük çoğunluğunu kapsamadığını görüyoruz. Birçok değerli fikir yatırım bulamadığı için kayboluyor. 10 kat kâr elde etme, unicorn bulma kaygısı da küçük ama sürdürülebilir işletmelerin desteklenmesine engel oluyor. Kamu kaynakları da MVP aşamasına getirip bırakıyor. Bu nedenle biz bu modeli oluştururken alternatif business, işletme ve mülkiyet modellerini de gündeme getireceğiz. Kooperatifler, doughnut economics, post-growth enterpreneurship, steward ownership modellerini inceleyip girişimcilere veya daha doğru tanımla mucitlere bir yol haritası sunacağız. Hangi işletme ve mülkiyet modeliyle ürününü piyasaya getirebileceğini ve müşterisine ulaşabileceğini belirteceğiz.
Veri Kıtlığı ve Güvenliği Büyük Sorun
Veri kıtlığı konusunda çok dikkat çekiyorsunuz. Yeni kurduğunuz İmpactox’a dair bilgi almak isteriz. Bu girişime neden ihtiyaç duyuldu?
Biz 2020’den bu yana EBRD, Google, Dünya Gıda Programı gibi kurumlar için gelişmekte olan ülkelerde, ilgili oldukları sektörlerde veri kıtlığını aşma konusunda çalışma yürüttük. Belirli metodolojiler geliştirdik, teknik raporlar hazırladık. Veri kıtlığı sürdürülebilirlik ve ESG raporlarında da önemli bir konu. Şirketler ülkemizde yeni çıkan sürdürülebilirlik yasası ve AB, UK ve ABD’deki ilgili regülasyonlardan dolayı bu verileri sunmak zorunda. Ama özellikle tedarik zincirlerinden veri toplamak ciddi bir sorun. O verinin güvenilirliği de ayrı bir sorun. Biz bunu çözmek için ülkemizde ImpactOX adlı bir girişim kurduk. Burada geniş bir iş networkü oluşturduk. Aralarında çevre uzmanları, sürdürülebilirlik uzmanları, mali müşavirler ve lab’lar var. Aynı zamanda Filipinler’de, Singapur’da ve Avrupa’da birçok ülkede denenen, KOBİ’lerden veri toplamayı kolaylaştıran Komunidad online platformunu ülkemize getirdik. Ayrıca benchmark yapan ve skor veren Clarity AI ile de anlaştık. Bizim Oxford Üniversitesinde geliştirdiğimiz veri kıtlığını aşma ve etki ölçümü metodolojilerini de buna ekledik. Dolayısıyla ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda, özellikle tedarik zincirinden veri toplama konusunda da önemli imkanlar sunan, baştan sona bir çözüm sunuyoruz.
Finans ve Diyalog Sorunun Çözmek Gerek
İklim teknolojilerinde gelir modeli yaratmak konusunda kooperatif sistemini hatırlatıyorsunuz. Açıklar mısınız?
İklim teknolojileri startupları genelde erken dönemde risk sermayesi yatırımcılardan para almaya odaklanıyor. Oysa ürünlerini piyasaya sürmede ve müşteriye ulaşmada farklı iş yöntemlerini gündeme alabilir. Yasal altyapısı ve bilinirliği açısından kooperatifler bir yöntem olabilir. Kooperatif sistemi bildiğim kadarıyla bu alanda denenen bir yöntem değil. Bazı gelişmekte olan ülkelerde nature-based solutions denilen çözümler için uygulanıyor. Ama teknolojik çözümlerde çok bilinmiyor. Bu yöntemleri denemek istiyoruz. Örneğin bir online platform uydu verisine ihtiyaç duyuyorsa onu başka bir startuptan alırken çözümünü bir enerji startupına verebilir. Bunu için yatırımcıdan para gelmesini beklemek yerine bir işbirliği içinde birbirlerine destek verip piyasaya çıkmayı gündeme alabilirler. Bunları deneyeceğiz.
Tek Yönlü PR Konuşmalarını Bir Tarafa Bırakmak Lazım
Diyaloğa çok önem verdiğinizi farklı platformlarda yaptığınız konuşmalarda vurguluyorsunuz. Bu çerçevede iklim teknolojisi ve sürdürülebilir kalkınma sektörlerinde sosyal etkiyi hızlandırmak için ne yapmak gerekir?
Diyalog önemli ama şu an İngiltere’de gördüğüm üzere her gün yapılan etkinliklerde iklim krizi ve inovasyon üzerine çok konuşmak da iyi değil. Hakim olan anlayış çok konuşmak oluyor. Her hafta bir şehirde iklim haftası oluyor, startuplar ve yatırımcılar oralarda bir araya geliyor, her gün bir yerde networking etkinliği oluyor ama artık işlemeyen yönleri görmek ve faaliyete geçmek, finans sorununu çözmek gerekiyor. Bunun için tek yönlü PR konuşmalarını bir kenara bırkaıp diyalog kurmak ve çözüm üretmek gerekiyor.
İklim teknolojisine dair girişimler dünyada büyük destek görüyor. Siz de inceleme fırsatı yakılıyorsunuz. Ön çıkan alanlar neler?
Enerji, tarım, karbon yakalama, okyanuslar ve su öne çıkan konular. Bu alanlara detsek veren yapay zeka çözümleri sunan ciddi bir sektör de var. Ancak belirleyici konu fikir azlığı değil, fikir çok, finans çözüm bekliyor. O da sadece kar bakış açısı ile çözülemez.

Girişimciler Aslında Birer Mucit
Hackathonlar, kısa sürede yaratıcı çözümler üretmek için harika bir ortam sunuyor. Ancak bu yoğun süreçler, bazen ekiplerin sürdürülebilir inovasyon yerine kısa vadeli çözümlere odaklanmasına neden olabiliyor. Sizce hackathonlar, inovasyon kültürünü uzun vadede destekleyebilecek bir yapı sunuyor mu? Olumlu veya olumsuz yanları neler?
Bu konuda Oxford'da bir doktora tezi hackatonların inovasyonu öldürdüğünü iddia ediyordu. Bu biraz abartılı olabilir ama bu tür hackathon ve pitching gibi etkinlikler katılımcıların ciddi duygusal yatırım yaptıkları alanlar. Burada fikirlerine ilgi gösterilmemesi, destek alamamaları moral bozukluğu yaratabiliyor. İşin bir yanı bu girişimciler aslında birer mucit, çoğu akademisyen ve mühendis. Konularını çok iyi biliyorlar. Onların yatırım için gittiklerinin ise bu konularda hiçbir fikri olmuyor ve hiçbir belirli nedene dayanmadan karar veriyorlar. Bu eğlenceli, parlak ortamların değişmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yatırımcılara Uyarı
İklim finansmanı ve iklim teknolojisine yatırımla ilgili olarak geliştirilen yapay zeka modellerine ilişkin son durum nedir? Uyarılarınız neler olur?
Bu alanda çok sayıda yatırım var. Bunlar önemli. Ama yapay zekanın, özellikle LLM’in ciddi enerji ve su harcadığını ve zarar verdiğini de göz ardı etmemek lazım. Bu progrmaları verilerin incelenmesi ve yönlendirilmesi, karar verilmesi için önemli. Ama tek başında online platformlar ile iklim krizini çözemeyiz. Somut, alanda çözümlere de ihtiyacımız var. Yatırımcılar genellikle daha hızlı geri dönüş olacağını düşünerek online platformlara öncelik veriyorlar. Bunun değişmesi gerekir.
