Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

BEN SOLTOFF

Ekosistem Geliştirme Uzmanı - Yerleşik Girişimci - MIT Martin Trust Girişimcilik Merkezi

RÖPORTAJ: Esra YAZDIÇ DEMİR 

TTGV Kurumsal İletişim ve Medya Yöneticisi



İklim krizinin aciliyeti girişimcileri hızla harekete geçmeye zorluyor. Ancak Ben Soltoff’a göre asıl mesele yalnızca hızlı olmak değil, doğru probleme doğru çözümle yönelmek. Çünkü bir girişim ayakta kalıp ölçeklenemiyorsa, ne kadar yenilikçi olursa olsun gerçek bir iklim etkisi yaratması da mümkün değil.

MIT’de yaklaşık 20 yıldır yürütülen Climate and Energy Ventures dersinden, 150’den fazla girişimin deneyiminden ve onlarca kurucuyla yapılan görüşmelerden beslenen İklim ve Enerji Girişimleri İçin Disiplinli Girişimcilik, iklim ve enerji girişimciliğinin neden kendine özgü bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Uzun geliştirme süreçleri, yüksek sermaye ihtiyacı, değişen politika ve finansman koşulları ve aşılması gereken birden fazla “ölüm vadisi”, bu yolculuğu geleneksel girişimcilikten ayırıyor.

Kitabın yazarlarından Ben Soltoff ile doğru problemi seçmenin neden hızdan önce geldiğini, iklim girişimlerinin “ölüm vadilerini” nasıl aşabileceğini, MIT’de geliştirilen yaklaşımın Türkiye gibi farklı girişimcilik ekosistemlerine nasıl uyarlanabileceğini ve bir girişimin gerçekten ölçülebilir iklim etkisi yaratıp yaratmadığının nasıl anlaşılabileceğini konuştuk.


Uzun yıllardır iklim ve enerji girişimciliği alanında çalışıyorsunuz. Bu deneyiminizi bir kitaba dönüştürmeniz için size ne ilham verdi ve neden bu alanın girişimciliğe özgü, farklı bir yaklaşım gerektirdiğini düşündünüz?

İklim ve enerji girişimcileri; genellikle uzun zaman dilimleri, yüksek sermaye gereksinimleri ve finansal etkinin yanı sıra çevresel etkinin de ölçülmesi gerekliliğiyle şekillenen, kendine özgü bir yolculukla karşı karşıya. Ben de birçok iklim ve enerji girişiminin içinde yer aldım ve çok daha fazlasına mentorluk yaptım. Bu girişimlerde sürekli aynı engelle karşılaştım: Girişimcilere destek olmak amacıyla kullanılan standart çerçeveler faydalı, ancak yetersiz kalıyor.

Bu kitap yalnızca benim kendi deneyimlerime dayanmıyor. Onlarca kurucuyla yapılan derinlemesine görüşmelerin yanı sıra, iklim ve enerji girişimlerini kurma, bu girişimlere yatırım yapma ve bu alandaki girişimcilere eğitim verme konusunda toplamda onlarca yıllık deneyime sahip ortak yazarlarım Bill Aulet, Tod Hynes, Libby Wayman ve Francis O’Sullivan’ın deneyimlerine de dayanıyor. Özellikle MIT’de yaklaşık yirmi yıldır yürütülen ve 150’den fazla girişimin kurulmasına katkı sağlayan Climate and Energy Ventures (İklim ve Enerji Girişimleri) dersinden edinilen deneyimlerden yararlandık.

İklim değişikliği giderek şiddetlenmeye, güvenilir ve uygun maliyetli enerjiye yönelik talep ise artmaya devam ediyor. Buna karşın dünyanın birçok bölgesinde kamu desteği zayıflamış durumda. İklim ve enerji girişimciliğine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Aynı zamanda kritik öneme sahip ancak bir o kadar da zorlu bu yolculuğun güçlükleriyle başa çıkmaya ve bunları aşmaya iyi hazırlanmış girişimcilere ihtiyacımız var. İşte bu kitap bu nedenle var.


İklim krizinin aciliyeti hızlı harekete geçmeyi gerektiriyor. Ancak siz doğru problemi seçmenin ve pazarı derinlemesine anlamanın önemini vurguluyorsunuz. Girişimciler bu dengeyi nasıl kurabilir ve gerçekten doğru problem üzerinde çalıştıklarından nasıl emin olabilirler?

Bir girişim ayakta kalıp ölçeklenemiyorsa etki de yaratamaz. Hızlı hareket etmek önemli; ancak yanlış yönde ilerliyorsanız hızlı hareket etmenin de hiçbir anlamı yok.

Serimizin adının Disciplined Entrepreneurship (Disiplinli Girişimcilik) olmasının nedeni, kurucuların kısa vadede parlak ve heyecan verici görünen fırsatların peşinden gidip sonunda çıkmaz bir yola sapmak yerine, uygulanabilir ve uzun vadeli bir strateji belirlemek için disiplinli hareket etmelerinin gerekmesidir. Kitabımız, bir iklim ve enerji girişimine başlarken yanıtlanması gereken en temel ve önemli sorular için yapılandırılmış bir çerçeve sunuyor. Girişimcilerin, çözümleri için ödeme yapmaya istekli bir müşterinin bulunduğunu ve teknoloji, politika ve finansman açısından ölçeklenmenin mümkün olduğu bir yolun varlığını doğrulamaları gerekiyor. Bu sorulara eksiksiz yanıt verebilmek birkaç hafta ya da birkaç ay daha fazla zaman alabilir. Ancak başarıya ulaşma yolu olmayan bir fikir üzerinde yıllar harcamaktansa bu ek zamanı ayırmak çok daha doğru.


Girişimciler neyi iyi anlamalı...


İklim ve enerji girişimlerinin birden fazla “ölüm vadisini” aşmak zorunda olduğunu söylüyorsunuz. Gelecek vadeden fikirlere ve güçlü teknolojilere sahip girişimler en çok hangi aşamada başarısız oluyor ve bunun nedeni nedir?

Aşamalar birbirini takip ettiği için girişimlerin çoğu yolculuğun başlarında başarısız oluyor. Gelecek vadeden birçok teknolojik atılım laboratuvardan hiç çıkamıyor ve umut vadeden pek çok fikir hayata geçirilemiyor. Ancak bu, ilk ölüm vadisinin sonraki vadilere kıyasla mutlaka daha zor aşılacağı ya da daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu anlamına gelmiyor. Her aşamanın kendine özgü zorlukları var.

Girişimcilerin, yolculuğun farklı aşamalarında farklı sorulara yanıt vermeleri gerektiğini anlamaları önemli. Erken aşama yatırımcıları farklı faktörlere, orta aşama yatırımcıları başka faktörlere, ileri aşama yatırımcıları ise daha farklı unsurlara önem verir. Teknik ve pazarla ilgili zorluklar da aşamaya göre değişecektir. Başarısızlığın yaygın nedenlerinden biri, girişimcilerin artık bir sonraki mücadeleye geçmeleri gerekirken hâlâ bir önceki savaşla uğraşıyor olmalarıdır.


Kitapta ortaya koyduğunuz yaklaşım büyük ölçüde MIT ve ABD girişimcilik ekosisteminden edinilen deneyimlere dayanıyor. Kamu politikalarının, teşviklerin, düzenleyici ortamın ve sermayeye erişimin farklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde bu çerçeve nasıl uygulanabilir?

Bunu sormanıza çok sevindim çünkü bu son derece önemli bir nokta. Kitaptaki vaka çalışmaları ağırlıklı olarak ABD’den olsa da temel ilkeler evrensel olarak geçerli. Nerede olurlarsa olsunlar, iklim ve enerji girişimlerinin müşterilerini derinlemesine anlamaları, ilgili politika ortamında yollarını bulmayı öğrenmeleri ve büyüyüp ölçeklenebilmek için gerekli kaynaklara erişmeleri gerekiyor. Bununla birlikte, coğrafi farklılıkların yarattığı gerçeklikler göz ardı edilemez. Müşteriler farklı kültürel bağlamlarda farklı davranır. Politika 

ortamı, söz konusu yönetim biçimine bağlı olarak son derece farklılık gösterebilir. Güçlü bir girişim sermayesi ekosistemine sahip yerlerde bir girişimi finanse etmek daha kolaydır. Tüm bu faktörler bir girişimin izleyeceği yolu somut biçimde etkiler. Ancak bunların hiçbiri, iyi tasarlanmamış ya da disiplinden yoksun bir yaklaşım için mazeret oluşturmaz.

Bunu daha da açık ifade etmek gerekirse, hâlihazırda girişimci olan ya da girişimci olmayı hedefleyen Türklerin Disciplined Entrepreneurship for Climate and Energy Ventures (İklim ve Enerji Girişimleri için Disiplinli Girişimcilik) kitabından büyük ölçüde faydalanacağına inanıyorum. Eğer böyle düşünmüyorlarsa —ya da aynı fikirdeyseler, özellikle de aynı fikirdeyseler— görüşlerini kitabın internet sitesi (de4cev.com) üzerinden paylaşmalarını isterim.






TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.