Laboratuvardan Fabrikaya: OSTİM ile İklim Teknolojilerinin Ticarileşme Yolculuğu
“Üniversite - Sanayi İş Birliği İçin Tam Bir Seferberlik Şart”
İklim teknolojilerinin gerçek etkisi, yalnızca geliştirilmesinde değil, sanayide uygulanıp ekonomik değere dönüşmesinde ortaya çıkıyor. Küresel ölçekte hızlanan yeşil dönüşüm sürecinde, araştırma laboratuvarları ile üretim sahaları arasındaki mesafeyi kısaltabilen ekosistemler her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Türkiye'nin üretim gücünü temsil eden OSTİM ise üniversite, sanayi ve girişimcilik bileşenlerini bir araya getiren yapısıyla bu alanda dikkat çekici bir model oluşturuyor.
OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ile iklim teknolojilerinin ticarileşme süreçlerini, KOBİ'lerin yeşil dönüşüm ihtiyaçlarını, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen yeni sanayi anlayışını ve OSTİM'in bu dönüşümdeki rolünü konuşurken, Türkiye'nin rekabet gücünü belirleyecek yeni dönemin dinamiklerini Aydın'ın değerlendirmeleriyle ele aldık.
Esra YAZDIÇ DEMİR – TTGV Kurumsal İletişim ve Medya Yönecisi
Ostim Teknopark’ın üretimle iç içe yapısı düşünüldüğünde, iklim teknolojilerinde “laboratuvardan pazara” geçiş sürecini hızlandıran en kritik avantajınız nedir?
Ostim Teknopark'ın en önemli avantajı, Ar-Ge ile üretimin aynı ekosistem içerisinde buluşmasıdır. Birçok teknoparkta geliştirilen teknolojilerin sanayiyle buluşması zaman alırken, OSTİM'de girişimler ve teknoloji firmaları doğrudan üretici firmalarla temas kurabilmektedir. Savunma, medikal, makine, enerji ve elektronik gibi sektörlerde faaliyet gösteren binlerce işletmenin oluşturduğu sanayi altyapısı sayesinde geliştirilen iklim teknolojileri hızlı şekilde prototiplenebilmekte, test edilebilmekte ve ilk müşterilerine ulaşabilmektedir. Bu durum laboratuvardan pazara geçiş süresini önemli ölçüde kısaltmaktadır.
Karbon dönüşümü beka meselesi haline geldi
Türkiye’de KOBİ’lerin karbon dönüşümü (dekarbonizasyon) sürecinde en büyük teknik bariyerler neler? OSTİM bu dönüşümü somut olarak nasıl destekliyor?
Türkiye’de KOBİ’lerin karbon dönüşümü (dekarbonizasyon) süreci, sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) nedeniyle bir beka meselesi haline gelmiş durumda.
Ankara'nın ve Türkiye'nin en büyük ekosistemlerinden biri olan OSTİM (Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi), bu bariyerleri aşmak için "kümelenme" modelini ve akademik iş birliklerini devreye sokmaktadır. OSTİM Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi sayesinde KOBİ'lerin ihtiyacı olan GES panelleri, rüzgar türbini parçaları ve enerji depolama sistemlerinin yerli imkanlarla üretilmesi teşvik edilmektedir. Ayrıca karbon ölçümü yapan yazılım firmaları ile üretim yapan KOBİ'ler bir araya getirilerek "teknik iş birliği" sağlanmaktadır.
Öte yandan Dünya Bankası destekli "Türkiye Yeşil Sanayi Projesi" kapsamında sağlanan devasa fonları doğrudan KOBİ’lerin teknik dönüşümü için bir kaldıraç olarak kullanıyoruz. Bu projeler aracılığıyla bölgedeki işletmelere sadece teorik danışmanlık vermekle kalmıyor, aynı zamanda 2 MW gibi yüksek kapasiteli Güneş Enerji Santrali (GES) kurulumlarından trafo merkezleri arasındaki fiber iletişim altyapısının modernizasyonuna kadar çok geniş bir yelpazede hizmet sunarak KOBİ’lerin operasyonel süreçlerini bizzat "yeşillendiriyoruz"
Kümelenme modeliniz içinde enerji, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi alanlarında oluşan uyumu nasıl ölçüyor ve yönetiyorsunuz?
Biz kümelenmeyi yalnızca aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların bir araya geldiği bir yapı olarak değil, bilgi, teknoloji ve iş birliğini organize ederek ortak değer üreten bir ekosistem olarak görüyoruz. Bu nedenle enerji, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi alanlarındaki uyumu ölçmek ortak proje sayıları, üniversite-sanayi iş birlikleri, teknoloji transferleri, kümelenme içi ticaret hacmi ve sürdürülebilirlik odaklı faaliyetler bizim için önemli performans göstergeleridir.
OSTİM'de firmalar, üniversiteler, teknopark ve girişimler aynı ekosistem içerisinde yer alıyor. Türkiye'de ilk kez bir kümelenmenin teknoparka ortak olması da bu yaklaşımın somut bir göstergesidir. Bu model sayesinde sanayinin ihtiyaçları ile Ar-Ge ve teknoloji geliştirme süreçleri arasında daha güçlü bir bağ kurulmuştur.
Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi olarak üretici firmaları teknoloji geliştiriciler, danışmanlık firmaları ve finansman mekanizmalarıyla buluşturarak yeşil dönüşümü hızlandırıyoruz. Bizim için başarı; firmalar arasında iş birliğinin artması, yenilikçi çözümlerin sanayiye aktarılması, kaynak verimliliğinin geliştirilmesi ve firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha rekabetçi hale gelmesidir.
Firma -yatırımcı buluşmaları
Ostim Teknopark’ta geliştirilen iklim teknolojilerinin ticarileşme oranı nedir? Bu oranı artırmak için hangi mekanizmaları devreye aldınız?
OSTİM, ‘bir fikrim var’dan ‘şirketimi borsaya açmak istiyorum’a kadar girişimcilerin ihtiyaçlarına cevap üreten ara yüzlere sahip bir üretim ekosistemi. OSTİM Endüstriyel Yatırımlar ve İşletme A.Ş. OSTİM Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi, OSTİM Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Ostim Teknopark Melek Yatırım Ağı, Inno14 Girişim Hızlandırma Merkezi, PROTA Teknoloji Üretim Atölyesi ve Kümelenmelerle birlikte girişimcilerimizin fikirden ticarileşmeye tüm süreçlerini destekliyoruz.
Ostim Teknopark’ta geliştirilen teknolojilerin ticarileşmesini desteklemek amacıyla finansmana erişim mekanizmalarını güçlendirmeye büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda girişimlerin melek yatırım ağları, girişim sermayesi yatırım fonları (GSYF) ve farklı yatırım araçlarıyla buluşmasını sağlayan çalışmalar yürütüyoruz. Son yıllarda özellikle yeni nesil teknolojiler ve yeşil dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalarımızın yatırım alma süreçlerinde önemli ilerlemeler kaydedildi.
Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren ve yeşil dönüşüm alanında çözümler geliştiren firmalarımız yatırım desteği alarak büyüme süreçlerini hızlandırdı. Bunun yanı sıra karbon ayak izi hesaplama, karbon emisyonlarının izlenmesi, sürdürülebilirlik raporlaması ve çevresel performans ölçümü alanlarında çalışan firmalarımız da bulunuyor. Bu şirketler, sanayinin yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlayan yenilikçi çözümler geliştirirken aynı zamanda ticarileşme ve yatırım süreçlerinde destekleniyor.
Firmalarımızın yatırımcılarla buluşmasını sağlayan etkinlikler, yatırımcı-girişimci görüşmeleri ve iş geliştirme programları aracılığıyla iklim teknolojilerinin pazara erişimini hızlandırmayı hedefliyoruz. Böylece yalnızca teknoloji geliştiren değil, geliştirdiği teknolojiyi sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürebilen şirketlerin sayısını artırmayı amaçlıyoruz.
Sanayi odaklı bir teknokent olarak, yeşil dönüşüm yatırımlarında finansman ile teknik kapasite arasındaki boşluğu nasıl kapatıyorsunuz?
Yeşil dönüşüm yalnızca finansman meselesi değildir; aynı zamanda bilgi, teknoloji ve uygulama kapasitesi gerektirir. OSTİM'de finansman kaynaklarına erişim konusunda bilgilendirme ve proje geliştirme desteği sunarken, diğer taraftan üniversiteler, araştırma merkezleri ve sanayi kuruluşları arasında köprü görevi üstleniyoruz. Böylece firmalar hem uygun finansman araçlarına ulaşabiliyor hem de bu kaynakları etkin kullanabilecek teknik kapasiteyi geliştirebiliyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatı bağlamında, OSTİM ekosistemindeki firmaların rekabet gücünü artırmak için hangi teknoloji alanlarına öncelik veriyorsunuz?
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve beraberindeki Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), OSTİM ekosistemi için artık teknik bir tercih değil, küresel tedarik zincirinde kalabilmek adına bir zorunluluktur. Bu bağlamda, firmalarımızın rekabet gücünü korumak ve artırmak için öncelikle enerji verimliliği yüksek endüstriyel sistemler ve elektrifikasyon teknolojilerine odaklanıyoruz; zira üretimdeki fosil yakıt payını azaltmak, karbon vergisinden kaçınmanın en hızlı yoludur. Bununla eş zamanlı olarak, karbon izleme ve dijital yönetim yazılımları (IoT ve bulut tabanlı sistemler) önceliğimizdir, çünkü ölçemediğimiz bir emisyonu yönetmemiz ve Avrupa’ya raporlamamız mümkün değildir. Ayrıca, yenilenebilir enerji teknolojileri (özellikle çatı tipi GES ve enerji depolama çözümlerine geçiş) ile döngüsel ekonomi odaklı geri dönüşüm teknolojilerine yatırım yaparak, hammadde maliyetlerini düşürmeyi ve kaynak verimliliğini maksimize etmeyi hedefliyoruz. Tüm bu teknolojik odak noktalarını, Yeşil OSB sertifikasyon sürecimiz ve Dünya Bankası projeleriyle entegre ettiğimiz akıllı altyapı hizmetlerimizle destekleyerek, KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü sadece bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, onları uluslararası pazarda "yeşil ve dijital" (ikiz dönüşüm) yetkinliğiyle öne çıkan stratejik oyuncular haline getiriyoruz.
Üniversite - sanayi iş birliği için tam bir seferberlik şart
“Üniversite–sanayi iş birliklerinde Türkiye’de en büyük yapısal kopukluk sizce nerede yaşanıyor: araştırma çıktısının ticarileşmesi mi, insan kaynağı mı yoksa teşvik mekanizmaları mı? OSTİM modeli bu boşluğu nasıl kapatıyor?”
OSTİM’deki en önemli gelişmelerden biri de OSTİM Teknik Üniversitesinin eğitim ve öğretime başlamasıdır. Sahaya indiğimiz zaman işletmelerin sorunlarının ana başlıkları şunlar: Bir; nitelikli insan gücü. Bu olmadan katma değeri yüksek ürün yapıp dünya ülkeleriyle rekabet etmek imkansız. Nitelikli insan gücüne ihtiyacı var sanayinin. İkincisi; üniversite - sanayi iş birliğine büyük ihtiyaç duyuluyor. İşletmeler, üniversitedeki bilgi birikimini sistemine dahil edebilmeli; daha yenilikçi, rekabetçi yeni ürün üretebilmeli. Mevcut üretiminin kalitesini, niteliğini artırıp rekabetçi olabilmeli.
Bu iki başlık çok önemli. Biz bu iki başlığa çözüm üretmek için bu yolculuğa çıktık. Nitelikli insan gücü, eli işe dokunabilen, işten anlayan ve hayatın içinde olan bir insan, mühendis tipini yetiştirmek için bir kurgu yaptık. Aynı zamanda da okuldaki tüm akademisyenlerimizi ve bu ağa dahil olacak diğer üniversiteleri de içine alacak şekilde bunların sanayi ile buluşması için yoğun bir mücadeleye girdik. Adeta geleneksel kavramları değiştirmeye çalışıyoruz.
Üniversite - sanayi iş birliği için tam bir seferberlik şart. Akademisyeni sanayiye getirmemiz; sanayiciyi de akademisyenle buluşturmamız gerekiyor. Bu ikisini değere dönüştürmeliyiz. Akademik alandaki yolculuğa çıkış sebeplerimizden birisi de bu.
Sıkça konuşulan; yapay zeka, akıllı fabrikalar, Endüstri 4.0 gibi dünyanın yeni kavramlarını biz işletmelere nasıl anlatacağız da bu dönüşümü sağlayacağız? Buradaki firmaların gelecekteki durumları ne olacak? Üstümüze doğru gelen tsunamiden biz nasıl çıkacağız? Buna hazırlık yapmak için yine firmalar, üniversiteler ve kamunun yoğun gayret göstermesi, herkesin görev alması gerekiyor. Bunun için de seferberlik ilan ettik.
Diğer yandan en kritik konu araştırma çıktılarının ticarileştirilmesidir. Türkiye'de çok değerli akademik çalışmalar yürütülüyor ancak bunların önemli bir kısmı sanayiye dönüşemiyor. OSTİM modeli tam da bu noktada devreye giriyor. Üniversiteler, araştırmacılar, girişimciler ve sanayiciler aynı ekosistem içerisinde buluşuyor. Böylece fikir aşamasındaki çalışmalar daha erken dönemde sanayinin ihtiyaçlarıyla eşleşebiliyor ve ticarileşme potansiyeli artıyor.
Yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm birbirinin tamamlayıcısıdır
Yeşil dönüşümün gerçekleşebilmesi için dijital dönüşüm olmazsa olmaz. Biz de ayrılmaz iki parça olarak ifade edilen ve ikiz dönüşüm kavramı ile hayatımıza giren bu yaklaşımı da öncelikli gündemlerimiz arasına aldık.
İkiz dönüşümün temel amacına uygun olarak üye firmalarımızın sürdürülebilirlik ve rekabetçilik açısından hem kısa hem de uzun vadeli hedeflerine ulaşmalarını sağlamak amacıyla Organize Sanayi Bölgemizin hizmetlerine dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik başlıklarını ekledik. Bu hizmetleri veren ekibimiz ile, üye firmaların farkındalıklarını artırma, güncel mevzuatları bilgilendirme, teknoloji sağlayıcılar ile buluşturma ve firmalarımıza bu süreçte nasıl ilerleyeceklerine dair yol haritası oluşturma faaliyetlerinde bulunmaktayız.
Bölgemize gelen girişimcilerimizin geliştirdikleri teknoloji veya ürünlerini yeşil ve dijital dönüşüm kapsamında üye firmalarımızın ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirerek onları bir araya getiriyoruz. AB Yeşil Mutabakatı kapsamında, bölgemizdeki firmaların yetkinliklerini artırmak için ihtiyaç duyulan eğitim ve sertifikasyonları sağlıyoruz. Ayrıca, Yeşil OSB kriterleri çerçevesinde uyulması gereken hususlara dair firmalarımıza danışmanlık sağlıyoruz.
Bölgemizdeki firmalarımızın dijital ve yeşil dönüşüm alanında olgunluk analiz raporlarını oluşturarak verimlilik, tasarruf ve çevreye duyarlılık hedefiyle üretim yapma kabiliyetlerine destek olmak üzere çalışmalar yürütüyoruz.
Dijitalleşme sürecinde bölge ekosistemindeki imalatçı firmaların dijital dönüşüm uygulamalarının koordinasyonu ve firmaya özel yol haritasının belirlenmesi konusunda destek veriyoruz.
Üretim ve çözüm merkezi olarak faaliyet gösteren OSTİM’de, firmalarımızın, rekabetçi üretim yapısını güçlendirerek verimlilik kazanımı sağlanabilmesi için dijitalleşme ve dijital dönüşüm konularında atacakları adımlara katkı sağlayacak çalışmalarımız hızla sürüyor. Bu çalışmalarımızda; firmalarımızın mevcut kaynaklarıyla verimliliklerini artırıp, tasarruf sağlayabilmelerini ve dünya ölçeğinde rekabet edebilir duruma gelmelerini amaçlıyoruz.
İmalat sanayinde de nesnelerin interneti; uzaktan izleme, endüstriyel robotlar, üç boyutlu baskı gibi dijital teknolojiler, geleneksel üretimi daha güvenli, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha uygun maliyetli hale getirmeyi sağlıyor. Aynı zamanda yeşil dönüşüm kapsamında ürün başına enerji tüketimini ve karbon ayak izini azaltarak çevresel etkilere karşı fayda oluşturuyor.
Bölgemizdeki firmalarımızın, dünyadaki rekabette kendilerini dijital ortamda ifade ederek, ürünlerini e-ticaret ortamına taşımaları amacıyla pandemiden önce hayata geçirdiğimiz yenilikçi uygulamalar, bu yönde oluşturduğumuz yapılar ve platformlar; geleceği öngörme adına aldığımız kararların isabetli olduğuna işaret ediyor. Bu amaçla iki kritik uygulamayı gündemimize aldık: İlki, Dış Ticaret Koordinatörlüğü’müzü bir adım daha ileriye taşıyarak Dış Ticaret İstihbarat ve Danışmanlık Merkezi’ne dönüştürdük. İkinci olarak bölgemizdeki firmaları dijitalleşme aşamalarını hızlandırması ve verimliliği artırıcı yönde destekleyeceğimiz Dijital Dönüşüm Ofisi adını verdiğimiz bir yapı oluşturduk.
Sürekli gelişim içinde olan, teknolojik gelişmeleri bünyesine hızlıca adapte eden OSTİM’de dijitalleşme sürecinin öncü adımlarından biri uzun yıllar önce gündemimize aldığımız Sanal Fabrika çalışmalarımızdır. Projemizde bütün atölye, takım tezgahları ve elemanları sanal bir fabrikanın parçası olarak kabul edildi.
Yukarda sayılan gelişmelerin yanı sıra ekonomik, teknolojik, ekolojik ve geleceğin teknoloji bölgesi vizyonu ile 2014 yılında bölgemizde yeni imar planı hayata geçirildi. Plan kapsamında iş yerini yeniden inşa eden firmalara, yerinde üretim yerinde tüketim anlayışıyla çatılarına güneş paneli yerleştirme ve inşaat aşamasında çevreye duyarlı malzemelerin kullanılması zorunluluğu getirildi. Yapılan yatırımlarla halihazırda OSTİM’de toplam 3,295 MW GES kurulu gücü kapasitesi oluştu. OSTİM OSB 2021 yılında da Sıfır Atık Yönetim Sistemini kurarak Sıfır Atık Belgesine sahip oldu.
Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında onaylanan 4 proje
Çağının ötesinde hizmet sunarak, üretim ve tedarikte ilk akla gelen yerli/milli/rekabetçi çözümler ile Türk sanayisine yön veren sürdürülebilir, küresel ve öncü sanayi bölgesi olmak vizyonuyla hareket eden OSTİM Organize Sanayi Bölgesi, 60 yıla yaklaşan tecrübesiyle Türkiye’deki pek çok OSB’ye örnek olurken kalkınmayı hedefleyen ülkeler tarafından model alınmaktadır. OSTİM, yarının doğasına bugünden sahip çıkma değeriyle, çevre dostu ve ekolojik dengeyi koruyucu uygulamalarıyla proaktif bir yönetim anlayışı sergilemektedir.
Bu bağlamda vizyonu; doğaya rağmen değil, doğaya tamamen entegre olmuş bir sanayi modelini ortaya çıkarmak, misyonu; OSTİM’deki sanayi kuruluşlarını, en doğru modelde doğaya entegre etmek, sanayiyi yenilenebilir doğal kaynak döngüsüne tamamen gömülü biçimde kurgulamak ve bu döngünün içinde sürekli iyileştirmek olan Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Ofisi kurulmuştur.
Ofisin yürüttüğü işlerin başında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve Dünya Bankası Finansmanlı Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında onaylanan 4 proje bulunmaktadır. Projeler şu şekildedir:
- Carport Tipi Güneş Enerji Santrali Projesi (Saha çalışmaları başladı)
- Sokak Aydınlatmalarının LED Teknolojisine Dönüşümü Projesi (Tamamlandı)
- Trafo Köşkleri Arası Fiber Haberleşme Alt Yapısı Projesi (Tamamlandı)
- OSTİM Dijitalizasyon (Tek Fabrika) Projesi (İhale çalışmaları devam ediyor)
Projelerin sağlayacağı toplam yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik katma değerleri:
- Yılda 15 000.000 kwh’ın üstünde elektrikten tasarruf sağlanacaktır.
- Yılda yaklaşık 11,000 ton karbon salımının önüne geçilecektir.
- Yıllık eşdeğer karbon tutacak orman alanı ise 12.815 dönüm olacaktır.
- Yıllık 6000 ton kömürün ürettiği elektriğe eşdeğer enerjiden tasarruf edilecektir.
- Yıllık 5 milyon litre benzin eşdeğerinde elektrikten tasarruf sağlanacaktır.
Böylece, milli ihtiyaçların karşılanmasında bir çözüm merkezi olarak uluslararası marka değerine sahip bölgemizde hem hizmet sağlayıcılığımızı güçlendirmiş hem de sanayicimizi gelecek piyasa şartlarına hazırlamış olacağız.
Bütün bunların sonucunda Bakanlığımız ve TSE, Yeşil OSB ‘Gümüş’ kategoride bizi ödüllendirdi. Biz altın kategoriye yükselmek için çalışmalarımızı ve sürdürülebilirlik alanında hassasiyetlerimizi daha da artıracağız.
Türkiye’nin, “2053 net sıfır emisyon hedefi’’ doğrultusunda firmalarımızın karbon emisyon miktarlarını azaltmalarına yönelik eğitim, seminer, toplantı ve konferanslar düzenlenmekte, yeşil dönüşüm mentörlüğü sağlanmaktadır.
Sıfır atık yönetimini kurmak, yeşil enerjiyle sürdürülebilir üretimi sağlamak ve tasarruflu, yerinde tüketim için döngüsel değer zinciri oluşturmak, “Akıllı Sanayi” sloganıyla yeşil bir endüstriyel ekoloji kurmak her dönemde ana hedeftir.
