GLOBAL CCS INSTITUTE BAŞ ETKİ SORUMLUSU TURAN:
İKLİM HEDEFLERİNE ULAŞAMAMANIN MALİYETİ CCS’E YAPILACAK YATIRIMDAN DAHA YÜKSEK OLUR
Röportaj: Esra YAZDIÇ DEMİR – TTGV Kurumsal İletişim ve Medya Yöneticisi
İklim teknolojilerinde, tüm gözler karbon yakalama süreçleri ve sistemleri üzerine çevrilmiş durumda. Ülkeler kendi modellerini uygulamak için belirli stratejiler geliştirirken, aynı zamanda çabalarını güncel tutmak adına birbirlerinden öğrenmeye devam ediyorlar. CCUS de bu süreçlerin başrolünde yer alıyor. Bu bağlamda, Global CCS Instıtute Londra Ofisi Baş Etki Sorumlusu Gülören Turan ile bir araya geldik.
Hükümet desteği ve teşviklerin, CCS gelişimi için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Turan, küresel iklim hedeflerine ulaşamamanın maliyetinin, CCS gibi kanıtlanmış iklim teknolojilerine yapılacak yatırımlardan çok daha yüksek olacağını unutmamak gerektiğinin altını çizdi.
Karbon yakalama teknolojisinin önündeki engeller nelerdir? Küresel iklim değişikliği taahhütlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Enstitü olarak, karbon yakalama ve depolama alanında küresel ölçekte olumlu ilerlemelere tanıklık ediyoruz. Son yedi yılda proje geliştirme hız kazandı ve yapım aşamasında olan tesislerin devreye girmesiyle faaliyetteki yakalama kapasitesinin iki katına çıkması bekleniyor. 2024 CCS proje hattı, hem tesis sayısı hem de korbondioksit yakalama kapasitesi açısından rekor seviyelere ulaştı.
Ancak operasyonel ve finansal bazı zorluklar devam ediyor. Bunların başında birçok bölgede CCS için güçlü bir iş modelinin olmaması geliyor. CCS’in ölçeklenebilir bir iş modeline dönüşmesi için hükümetlerin iklim politikaları ve karbon piyasalarının daha iyi uyum sağlaması gerekiyor.
Yatırım ortamındaki belirsizlikler, siyasi dalgalanmalar ve enflasyona bağlı maliyet artışları da önemli engeller arasında. Büyük altyapı projeleri, tüketim malları gibi ekonomik koşullardan etkileniyor. Ancak zamanla bu maliyetlerin dengelenmesini bekliyoruz.
Toplumsal faktörler de CCS’in başarısında kritik bir rol oynuyor. Özellikle kamuoyunun bu teknolojiyi nasıl algıladığı ve kabul ettiği büyük farklılıklar gösterebiliyor. Yerel topluluklar gibi etkilenen paydaşlarla etkili bir iletişim yürütmek, tüm projelerin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
CCS ile ilgili zorlukların aşılması, küresel ölçekte iş birliği gerektiriyor. Küresel iklim değişikliği taahhütleri, CCS teknolojisinin geliştirilmesi ve uygulanması için önemli bir itici güç sağladı. CCS, hükümetlerin karbonsuzlaşma ve net sıfır hedeflerine ulaşmadaki kritik rolünü kabul etmeleriyle birlikte iklim tartışmalarında daha fazla öne çıkmaya başladı. Öncü ülkeler, CCS’i teşvik eden politikalar, finansman mekanizmaları ve yatırım teşvikleri oluşturarak CCS’in önündeki engelleri kaldırmayı amaçlıyor.
Örneğin Avrupa ve Birleşik Krallık’ta iklim ve sanayi politikaları CCS’in gündemde önemli bir yer tutmasını sağladı. AB Endüstriyel Karbon Yönetimi Stratejisi, Net-Sıfır Sanayi Yasası ve Birleşik Krallık’ın karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) için 21,7 milyar £ yatırım yapma taahhüdü, CCS teknolojisinin bölgedeki yaygınlaştırılmasını hızlandırması beklenen politika teşvikleri arasında yer alıyor.
Ayrıca, Temiz Enerji Bakanlar Konferansı, Mission Innovation ve Karbon Yönetimi Mücadelesi gibi çok taraflı hükümet girişimleri CCS konusundaki küresel çabaları artırıyor, bilgi paylaşımını teşvik ediyor ve gelişimi destekliyor. Karbon Yönetimi Mücadelesi, Avrupa Komisyonu ile birlikte 22 ülkeyi kapsıyor ve 2030 yılına kadar karbon yönetim projeleri aracılığıyla küresel ölçekte 1 gigaton CO₂ yönetme hedefini gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
2. İklim teknolojilerini teşvik edecek makul karbon fiyatı ne olabilir?
İklim teknolojileri çok geniş bir alanı kapsadığı için bu soruya doğrudan yanıt vermemeyi tercih ediyoruz. Karbon fiyatlandırması önemli bir etken olsa da, tek başına yeterli değildir.
Maliyetler düştü, süreç hızlandı
CCUS teknolojileri şu anda oldukça maliyetli. Hükümet desteği ve teşvikler olmadan uygulanabilirliği ne kadar mümkün?
Karbon Yakalama ve Depolama maliyetleri, uygulandıkları sektör ve endüstriye göre değişiklik göstermektedir. Enstitü olarak, CCS’in yaygınlaştıkça maliyetinin düştüğünü ve CCS ağları gibi yeni iş modellerinin kullanımının bu süreci hızlandırdığını gözlemliyoruz. CCS ağları, taşıma ve depolama altyapısını paylaşarak maliyetleri düşürme kapasitesine sahip oldukları için tercih edilen bir uygulama modeli haline geliyor.
Hükümet desteği ve teşvikler, CCS gelişimi için kritik öneme sahiptir. Kapsamlı politika çerçeveleri, CCS gibi teknolojiler için iş modeli oluşturmanın temelini oluşturur. Böyle bir çerçeve olmadığında, özel sektör CCS’i gerekli ölçeklerde hayata geçirme konusunda isteksiz kalacaktır.
Güçlü bir politika çerçevesi, karbon emisyon azaltımına bir değer atfederek karbon vergisi, karbon ticareti veya vergi kredileri gibi mekanizmalar aracılığıyla CCS’i teşvik etmelidir. Ayrıca, hükümet hibeleri, kamu alımları, emisyon düzenlemeleri, ürün standartları veya karbon geri alım yükümlülükleri gibi ek teşvik ve düzenlemeler de uygulanmalıdır.
Örneğin, ABD’de 45Q vergi kredileri, yakalanan karbon için parasal bir değer atayarak CCS’e mali teşvik sağlıyor. Diğer bölgelerde ise karbon vergileri ve emisyon ticaret sistemleri CCS projelerini destekleyen araçlar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte, küresel iklim hedeflerine ulaşamamanın maliyetinin, CCS gibi kanıtlanmış iklim teknolojilerine yapılacak yatırımlardan çok daha yüksek olacağını unutmamak gerekiyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, CCS olmadan küresel iklim hedeflerine ulaşmak ortalama %138 daha maliyetli olacaktır.
Taahhütler eyleme dönüştürülmeli
Karbon yakalama süreçlerinde hükümet politikalarının önemine siz de dikkat çektiniz. Türkiye'nin bu alandaki yaklaşımını uluslararası ölçekte değerlendirir misiniz?
Türkiye’nin karbon yakalama konusundaki yaklaşımı henüz erken aşamalarında olsa da, olumlu bazı gelişmeler dikkat çekmektedir. Türk hükümeti, CCS’i Ulusal Katkı Beyanı (NDC) kapsamında ele almış ve 2030 yılına kadar emisyonlarını İşler Aynı Şekilde Devam Ederse (BAU) senaryosuna kıyasla %41 oranında azaltmayı taahhüt etmiştir.
Türkiye, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisini 2024-2030 İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı’na (CCMSAP) entegre etmiştir. Hükümet, karbon yakalama teknolojilerine yatırım yapılmasını teşvik eden bir ortam oluşturmak için çalışmaktadır. CCMSAP’ın olumlu yönleri arasında karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) için bir yol haritası geliştirme taahhüdü, bir karbon depolama atlası hazırlama ve Türkiye’nin karbon depolama potansiyelini değerlendirme yer almaktadır.
Ayrıca, henüz devreden çıkarılamayan fosil yakıtlı enerji santrallerinde karbon yakalama teknolojilerinin uygulanma potansiyelini incelemek de stratejinin bir parçasıdır. Türkiye, kaçınılmaz emisyonlar için CCUS üzerine çalışmalar yürüterek, özel sektör yatırımlarını teşvik edecek, karbondioksit altyapısı bulunan sanayi merkezleri oluşturacak ve karbon yakalama maliyetlerini düşürmeye yönelik Ar-Ge faaliyetlerini destekleyecektir.
Hükümet, ayrıca karbon fiyatlandırmasına geçiş yapacağını ve Avrupa Birliği standartlarıyla uyum sağlayacağını açıklamıştır. Bu, proje geliştiricilere ve yatırımcılara güçlü bir piyasa sinyali göndererek CCS projelerinin önünü açmaktadır.
Tüm bu önlemler, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarında önemli bir ilk adımı temsil etmektedir. Ancak, taahhütlerin eyleme dönüştürülmesi, kamu ve özel sektör iş birliği ile toplum desteği, ilerlemenin devam etmesi açısından kritik olacaktır.
Karbon yakalama teknolojileri küresel ölçekte nasıl ilerliyor? Yatırım trendleri, finansman yöntemleri ve uygulama örnekleri nelerdir?
Her yıl Enstitü, CCS Teknolojileri Derlemesi’ni yayımlamakta ve giriş sayılarının sürekli arttığını gözlemlemektedir. Bu, karbon yakalama teknolojilerinin küresel çapta güçlü bir ilerleme kaydettiğinin göstergesidir.
Karbon yakalama teknolojisi sürekli olarak gelişmekte ve daha verimli hale gelmektedir. Kimyasal ve fiziksel çözücülerdeki yenilikler, maliyetleri düşürmede kritik rol oynamaktadır.
Küresel ölçekte, CCS teknolojisi artık elektrik üretimi, çimento üretimi ve doğrudan hava yakalama gibi yüksek maliyetli sektörlerde de uygulanmaktadır. Bu durum, hem gelişen destekleyici politikaların hem de maliyetlerin istikrarlı bir şekilde düşmesinin doğrudan bir sonucudur.
CCS ağları, maliyetleri ve riskleri azaltma yetenekleri nedeniyle en çok tercih edilen uygulama modeli haline gelmiştir. Karbondioksit taşıma ve depolama altyapısına yapılan yatırımlar, Karbon Giderimi (CDR) gibi diğer karbon yönetim teknolojilerini de destekleyebilir.
Yatırım açısından bakıldığında, CCS projelerinin iş modeli, genellikle karbon fiyatlandırması veya emisyon sınırlamalarını içeren düzenleyici çerçevelere bağlıdır. Destekleyici politikalar ve doğrudan mali teşvikler olmadan CCS yatırımlarının büyük ölçekte gerçekleşmesi zordur.
Avrupa ve Kanada’da Karbon Fark Sözleşmeleri, devlet alımları, yatırım vergi kredileri ve doğrudan sermaye enjeksiyonları gibi mekanizmalar devreye sokulmuştur. Avrupa’da birçok ülke, CCS ile ilgili riskleri ve maliyetleri azaltmak için CCfD’leri uygulamaya başlamış ve böylece yatırımcılara finansal istikrar sağlamıştır.
Güney Küresinde de CCS ile ilgili yeni politika taahhütleri ortaya çıkmaktadır. Çin, CCS projelerine merkezi bütçeden yatırım desteği sağlamak için Gelişmiş Yeşil ve Düşük Karbon Programı ile Karbon Emisyon Azaltım Fonu’nu başlatmıştır.
Karbon Yakalama, Kullanım ve Depolama (CCUS) projeleri ile ilgili başlıca zorluklar nelerdir?
CCUS projelerinin uygulanabilirliğini etkileyen birkaç temel zorluk bulunmaktadır:
- Maliyetler ve Finansman:
- CCUS projeleri yüksek sermaye yatırımları gerektirir.
- Karbon fiyatlandırmasının belirsizliği yatırımcılar için risk oluşturur.
- Geri ödeme süresi uzun olduğu için özel sektör yatırımları sınırlıdır.
- Politika ve Düzenleyici Çerçeve:
- Karbon yakalamayı destekleyen politikaların eksikliği, projelerin uygulanmasını zorlaştırır.
- Mevcut emisyon düzenlemeleri ve karbon fiyatlandırma mekanizmaları yetersiz olabilir.
- Altyapı Eksikliği:
- Karbondioksitin taşınması ve depolanması için boru hatları ve depolama sahaları gereklidir.
- Karbondioksit taşıma ağlarının inşası uzun vadeli planlama ve yüksek yatırım gerektirir.
- Toplumsal Kabul ve Farkındalık:
- CCUS projelerinin çevresel ve güvenlik etkileri hakkında kamuoyunda endişeler olabilir.
- Karbon depolama sahalarının yerel halk tarafından kabul edilmesi zaman alabilir.
- Teknolojik Gelişim ve Ar-Ge:
- Daha düşük maliyetli ve verimli karbon yakalama teknolojilerine ihtiyaç vardır.
- Karbon kullanımına yönelik yenilikçi çözümler sınırlıdır.
Bu zorluklara rağmen, devlet destekleri, kamu-özel sektör iş birlikleri ve teknoloji geliştirme çabaları sayesinde CCUS projelerinin önündeki engeller giderek azalmaktadır.
Karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin gelecekteki potansiyeli nedir?
CCUS, enerji dönüşüm sürecinde kritik bir teknoloji olarak görülmektedir. 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için CCUS'in üç temel alanda önemli bir rol oynayacağı öngörülmektedir:
- Sanayi Sektörlerinde Emisyon Azaltımı:
- Çimento, çelik ve kimya gibi karbon emisyonlarının kaçınılmaz olduğu sektörlerde CCUS kritik bir çözüm sunmaktadır.
- Alternatif düşük karbonlu üretim yöntemlerinin henüz ticari olarak uygulanabilir olmadığı sektörlerde CCUS zorunlu bir teknoloji haline gelmektedir.
- Karbon Giderimi ve Negatif Emisyon Teknolojileri:
- Doğrudan Hava Yakalama (DAC) ve Biyoenerji ile Karbon Yakalama ve Depolama (BECCS) gibi teknolojiler, atmosferden karbondioksit gidererek negatif emisyon yaratma kapasitesine sahiptir.
- IPCC raporları, net sıfır hedeflerine ulaşabilmek için negatif emisyon teknolojilerinin büyük ölçeklerde uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.
- Hidrojen Üretiminde Karbon Yakalama:
- Mavi hidrojen üretimi için CCUS kritik bir rol oynamaktadır.
- Hidrojen ekonomisinin büyümesiyle birlikte CCUS'e olan talep de artacaktır.
Bu alanlardaki ilerlemeler, politika destekleri ve özel sektör yatırımlarıyla birleştiğinde, CCUS'in küresel karbon emisyonlarını azaltma hedeflerinde önemli bir katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Küresel CCS Enstitüsü, iklim değişikliğiyle mücadelede ve iklim nötrlüğüne ulaşmada hayati bir teknoloji olan Karbon Yakalama ve Depolama (CCS) teknolojisinin yaygınlaştırılmasını hızlandırmayı misyon edinmiş uluslararası bir düşünce kuruluşudur. Merkezi Avustralya’nın Melbourne kentinde bulunan enstitünün, Washington DC, Brüksel, Pekin, Londra, Tokyo ve Abu Dabi’de ofisleri bulunmaktadır.
https://www.globalccsinstitute.com
