Demir: Türkiye'nin Su Krizi Tarlada Başlıyor: Daha Fazla Verim İçin Daha Fazla Su Şart Değil
Tarımda Asıl Sorun Teknoloji Eksikliği Değil Su Yönetimi
Türkiye'nin gelecekteki gıda güvenliğini belirleyecek kritik başlıklardan biri suyun nasıl yönetileceği. Uzun yıllardır tarım, sulama teknolojileri ve AgTech alanlarında çalışan sürdürülebilir tarım ve gıda lideri Al Ghurair Foods şirketinde Dubai de Exec VP olarak yöneticilik yapan Hasan Arkin Demir'e göre çözümün önemli bir kısmı aslında biliniyor: Mikro sulama sistemleri, doğru ürün deseni ve veriye dayalı tarım uygulamaları.
Ancak ne yazık ki teknoloji tek başına yeterli olmuyor. Türkiye'de bazı bölgelerde mikro sulamanın zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savunan Demir, suyun gerçek maliyetinin görülmediğini mevcut sistemin hem kaynakları hem de üretim verimliliğini tehdit ettiğini söylüyor. Arkin Demir ile Tarımda yapay zekâdan uydu destekli sulamaya, su politikalarından çiftçi davranışlarına kadar uzanan kapsamlı değerlendirmelerini konuştuk.
Esra YAZDIÇ DEMİR – TTGV Kurumsal İletişim ve Medya Yöneticisi
Mikro sulama bazı bölge ve ürünlerde mecburi yapılmalı
İklim krizi, artan nüfus ve azalan su kaynakları… Tüm bu başlıklar, tarım sektörünü her zamankinden daha kritik bir dönüşümün eşiğine getiriyor. Türkiye gibi su stresi yaşayan ülkelerde ise bu dönüşümün merkezinde artık tek bir soru var: Daha az suyla daha fazla verim nasıl sağlanır? Mevcut tabloya baktığınızda su verimliliği açısından kritik kırılma noktalarını nerede görüyorsunuz?
Su kıtlığında tabii ki daha fazla verim önemli. Bu konuda kanıtlanmış mikro sulama olarak adlandırılan damla sulama ve mikro yağmurlama uzun yıllardır hem dünya da hemde ülkemizde uzun zamandır kullanılıyor, verim artışlarıda çok net görülüyor.Daha az gübre kullanımı sayesinde karbon ayakizide ve işçilik maliyeti azaltılıyor. Peki bu yeterli mi? Maalesef, hayır. Dünyada su kıtlığı çeken bir çok ülkede mikro sulama sistemi kullanmak hem bölgesel hem de belli ürün deseninde zorunlu oldu. Siz, İspanya'da hatta Fas'ta bile, Konya Ovası gibi kurak bir iklimde, dekar başına en fazla su isteyen ürünlerden olan mısır veya şeker pancarını ekip basit yağmurlama yöntemiyle sulayamazsınız. Üstelik kuyuların %70’nin izinsiz olması sebebi ile su miktar kontrolünü imkânsız hale getiriyor. Aynı şekilde kuru tarıma göre daha fazla verim için vahşi sulamayı Güneydoğu ve Doğu Anadolu da çiftçilerimiz kullanıyor ,ihtiyacinin 3 katı su tüketiyor.Güneydoğu Anadolu Projesi’ndeki (GAP) barajlardan gelen suyu veya kuyu suyunu, parasını ödemediğimiz elektrik ile tarlalara çekiyoruz. 2018’de Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği (BASUSAD) olarak Devlet Su İşleri (DSİ) ile GAP’ta ortak proje yapıyorduk. Bölgede kayıp elektriğin % 90’ının tarımsal sulamada kullanıldığını hem de Atatürk Barajı’nın yıllık elektrik üretimine denk olduğunu görmüştük. Dicle Elektriğin kaçak kaybı bütün Türkiye’deki elektrik faturalarına yansıyor,hepimiz ödüyoruz. Oysa mikro sulamayi bazı bölge ve ürünlerde mecburi yapsak, sistemleri bedava versek, hem daha az ekonomik zarar olacak hem de vahşi sulamadan mikro sulamaya geçince verim yükseldiği için çiftçiler de zenginleşecek. Bu duruma pamuk için baktığımızda, verim kazancı ile ithalatı %50 azaltıp yanlış hatırlamıyorsam yıllık 300 Milyon Dolar dış ticaret açığını azaltabiliyorduk.
Teknolojiyi çiftçiler kullanamıyor
Toprak nem sensörleri, IoT tabanlı sulama sistemleri ve veri analitiği gibi teknolojiler sahada gerçekten ne kadar fark yaratıyor? Ölçülebilir bir su tasarrufu örneği paylaşabilir misiniz?
Evet kesinlikle çok net. AgTech çözümleri fark yaratıyor. Doğru datayı doğru zamanda alıp optimum sulama yapmanızı, verimi artırmanızın yanı sıra su ve gübre tasarrufunu sağlıyabiliyorsunuz. Bugün cep telefonunuzdan tarlanızın sulama programını yapabilir, hava durumu tahminlerine göre değişmesini sağlayabilirsiniz. Hatta tarlanızı uydu görüntüleri ile ne kadar sulandı, hangi kısımlar fazla veya az nemli görebilirsiniz. Alanınızdaki bitki gelişimini izleyebilir gerekli ilaçlama, gübreleme çalışmasını nokta atışı yapabilirsiniz. Burada, hem bu teknolojileri sağlayan şirketleri hemde AgTech sevenleri üzecek bir kaç yorumum var. Maalesef bu teknolojileri bir kaç ülke hariç (Türkiye’de bu alana giriyor ) çiftçilerin %1’i bile kullanmıyor,kullanamıyor. Bunun bir kaç ana sebebi var. Birincisi çiftçiler her ülkede en az eğitimli ve en çok tutucu nüfus. Değişimi yapacak kapasite ve istek yok. Bu Brezilya da ki küçük çiftçin içinde böyle Adana daki çiftçi için de böyle. İkinci sebep, tarım işinin gereği, açık alanlarda doğal değişkenler her türlü teknolojinin ötesinde artı veya eksi fark yaratıyor. Yağış miktarı, yağışın yıl içindeki dağılımı, sıcaklık, doğal afetler o kadar önemli ki siz ortamı kontrol edemediğiniz müddetçe ne kadar teknoloji kullansanızda sonuca etkiniz az oluyor. Belki bazı zararları azaltabiliyorsunuz ama riski sıfırlayamıyorsunuz. Böyle olunca çiftçilerin %99’u AgTech teknolojin kullanımına mesafeli oluyor ve çok uzun zamanda adapte oluyor.
Benim daha önce yöneticisi olduğum mikro sulama pazar lideri şirkette uydu aracılığı ile sulama izleme ve planlama programı sunmuştuk. Dekar başına çok büyük verim artışı ve su tasarrufu mümkündü. İlk önce yıllık dekar başına abonelik yapalım dedik. Yıllarca eğitim verdik, tanıtım yaptık, çok sınırlı çiftçi kullanıma geçti. Damla sulama sistemini alanlara ücretsiz hale getirdik, Avustralya’da da, Şili’de de başarılı olamadık. Başka AgTech şirketine devrettik. İyi örnekler var mı? Evet, özellikle seracılıkta AgTech seçim değil, mecburi zaten. Yalnız örtü altı tarım dünyadaki alanların %1’i bile değil.Tùrkiye de agtech konusunda çok başarılı çözümler geliştiren Doktar gibi firmalarda var.Geçen yıl Dubai de Gulfood da Invest in Türkiye sponsorluğunda çok sayıda agtech start up şirketi tarım çözümleri paylaştı.
Uydu verileri, drone görüntüleri ve karar destek sistemleriyle yapılan hassas tarım uygulamaları, bitkinin tam ihtiyacı kadar sulanmasını nasıl mümkün kılıyor? Bu sistemlerin teknik olarak çalışma mantığını biraz açar mısınız?
1) Uydu Görüntüleme (Remote Sensing) - En kritik teknoloji.
Genelde şu uydu kaynakları kullanılır:
- Planet Labs
- NASA
- European Space Agency Sentinel uyduları
- Landsat
- MODIS
Bu uydular görünür ışık dışında:
- Near Infrared (NIR)
- Thermal Infrared
- Shortwave Infrared gibi bantlarda veri toplar. Bu bantlardan; bitki sağlığı, yaprak yoğunluğu, su stresi, toprak nem tahmini, evapotranspirasyon (ET) hesaplanır.
2) NDVI / Vegetation Index Teknolojileri
En yaygın indeks: Bitkinin ne kadar aktif fotosentez yaptığını, sağlıklı mı stres altında mı olduğunu gösterir. Bunun yanında: NDRE, SAVI, EVI, Crop Water Stress Index gibi gelişmiş indeksler de kullanılır. Örneğin; bir bölgenin NDVI değeri düşüyorsa → su eksikliği olabilir. Aynı zamanda sıcaklık yükselmişse → evapotranspirasyon artmıştır. Sistem “yarın 12 mm sulama öner” diyebilir.
3) Evapotranspirasyon (ET) Modelleri - Sulama kararının kalbi budur.
Temel mantık: Bitki + toprak ne kadar su kaybetti?, Yağış ne kadar geldi?, Toprakta kalan kullanılabilir su nedir?, FAO56 Penman-Monteith modeli çok yaygın. Bunun için: Sıcaklık, rüzgar, nem, güneş radyasyonu, bitki katsayısı kullanılır.
Phytech gibi şirketler bunu: Uydu görüntüsü, gerçek hava durumu, forecast, crop stage ile birleştirir.
4) Yapay Zekâ ve Machine Learning
AI kısmı şunları yapar:
- örüntü-desen tanıma: Hangi tarlalar strese giriyor?, Hangi bölgeler sürekli fazla sulanıyor?
- Tahmin-öngörü: 3 gün sonra su stresi olacak mı?, Verim düşüşü riski var mı?
- Öneri-tavsiye motoru: Bugün kaç mm sulama?, Hangi blok önce sulanmalı?, Fertigasyon azaltılmalı mı?
Bazıları reinforcement learning diye bilinen (pekiştirmeli öğrenme) bile kullanıyor.
Devlet dekar başına destek vermek yerine...
Su verimliliği için devlet teşvikleri, regülasyonlar ve özel sektör yatırımları nasıl bir denge içinde olmalı? Türkiye doğru yolda mı?
Devlet dekar başına destekleme vereceğine bölgelerde ki ürün desenini sınırlayıp,verim artışını,kullanılan sulama teknolojisine göre bir sistem oluşturmalı. Su kullanımı kesinlikle paralı olmalı,vahşi sulama yapıyorsan en üst seviyeden su parası ödeyince çiftçi anında verimliliğe bakar. Özel sektör Türkiye’de tarım reformu olmadan tarıma yatırım yapmaz, yapamaz. Zaten ülkemizde özel sektörün yatırım yapacağı büyüklükte arazi yok. 500 hektardan aşağı mekanizasyon, yatırımın geri dönüşü vs. düşünürseniz tarımın kârlı olma imkânı yok. Brezilya veya Arjantin’de böyle binlerce tarım işletmesi var. Bizde 2007 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye yıllığına göre 57’nin üzerinde değil. Özel sektör dediğimiz ülkemizde beyaz yakalı emekliler veya tarım gönüllü sanayicilerin neredeyse hobi gibi yaptıgi yatırımlar var. Bakın büyük tarım şirketleri Tekfen Tarim, Anadolu Grubu vs. hepsi ya alanlarını azaltıyorlar ya da tarımdan çıkıyorlar.Devletin havza bazında toplulaştırma yapıp, geniş tarım arazileri oluşturması,toprak sahiplerine de vergi avantajı, yıllık kira garantisi ile teşvik vermesi gerekli. Yoksa biz seracılığa odaklanıp, jeotermal ısıtma ile destekli, belli bir ürün grubunda büyüyebiliriz. Şu anki sistemde açık alanda tarım yapmamız ve verimli olmamız çok zor.
Umudum yapay zeka ile gençlerin tarıma yönelmesi
Yapay zekâ destekli sulama, otomasyon ve büyük veri önümüzdeki 10 yılda tarımı nasıl dönüştürecek? Türkiye bu yarışta nerede konumlanmalı?
Dünya da yapay zeka ilk olarak hizmet sonra sanayii, en son tarımda fark yaratacak diye düşünüyorum.Tarımda çok net verim artışı sağlayan teknolojilerin sahiplenme ve kullanma oranlarının gelişmesine bakarsanız, size geleceğe dönük fikir verebilir. Bugün Türkiye de ortalama çiftçi yaşı 55’i aştı, ortalama eğitimleri 7 yıl bile değil. Yapay zeka mucize yaratacak diye keşke diyebilsem. Benim umudum, yapay zekanın ilerlemesi ile genç nüfusun tarıma yönelme ihtimalinde. İster istemez yapay zekanın sağladığı verimlilik ve üretim artışı ile açıkda kalan geniş kitleler olacak, onlar da hem yaşam biçimi hem de ihtiyaçtan tarıma geçecektir. O zaman adaptasyon daha hızlı olur.
İklim değişikliğine dayanıklı tarım için geliştirilen yeni nesil teknolojiler (kuraklığa dayanıklı tohumlar, kapalı devre sulama sistemleri vb.) dünyada ve Türkiye’de ne kadar yaygın ve bu alanda en büyük fırsatlar nerede görüyorsunuz?
Kuraklıga dayalı tohumlar eskiden beri var. Pamuktan mısıra kadar birçok üründe tohum seçimi toprakla birlikte bölgenin yağış paternine uygun seçiliyor. Kapalı, sektör değimi ile basınçlı sulama dünyada çok sınırlı. İspanya, Italya gibi ülkelerde belki %20’lere ulaştığı bölgeler var. Türkiye’de DSİ doğru bir karar ile son 10 yıldır bütün sulama sistemlerini kapalı sistem kuruyor. Eski açık kanalları da kapalı sisteme çeviriyor. Bugün kapalı sulama sistemleri %35’i geçmez ama 2030’larda eminim biz de % 70 lere ulaşacağız. Başka alternatifimiz yok.
