Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

İklim krizi ile zorunlu bir dönüşüme girdik. Bunu herkes yaşamına adapte ederken TTGV olarak sizi çalışma alanınız ve alana sunduğunuz değer sonucunda “İklim Öncüsü” seçtik. Peki, sizin iklim öncüsü olmadaki motivasyonunuz neydi?
Bilgi ve teknoloji üreten ile kullanan aktörler arasında köprü görevi üstlenen ara yüz mekanizmalarında uzun süredir görev alıyorum. Ar-Ge çalışmalarına hem sektörün içinden hem de akademik taraftan bakma şansı buldum. Çevre Bilimleri alanındaki doktora çalışmalarım ve yürüttüğüm ulusal ve uluslararası projeler sayesinde, tarım-gıda değer zincirinde disiplinler arası projelerde yer aldım. Bu süreçte tarım teknolojileri ve girişimcilik kapasitelerinin gelişimine katkı sunacak eğitim içeriklerinin hazırlanmasına da destek oldum. Akademik çalışmalarımda üreticilerle doğrudan çalışarak tarımsal sürdürülebilirlik konusunda somut deneyimler edindim. Bu süreç, bana iklim krizine karşı teknolojinin ve iş birliklerinin dönüştürücü gücünü gösterdi. Bu farkındalık ise benim için kişisel bir sorumluluk ve topluma hizmet etme açısından güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. 


Her Dört Damlanın Üçü Tarımda Kullanılıyor.


Türkiye ve dünyada iklim krizi, iklim teknolojileri ve sürdürülebilirlik önemli bir odak. Peki, bu alanda hangi konularda aktif çalışmalara ihtiyaç var? Neden?

İklim krizinin etkilerini artık hepimiz günlük hayatımızda hissediyoruz. En çok da çiftçiler ve gıda şirketleri bu olumsuzluklardan doğrudan etkileniyor. Türkiye’de giderek büyüyen en kritik sorunlardan biri de su fakirliği. Rakamlar durumun ciddiyetini açıkça gösteriyor: 2022 yılında ülkemizin yıllık kullanılabilir su miktarı 112 milyar m³ iken, bunun 57 milyar m³’ü tüketildi. Bu tüketimin tam %77’si tarımsal sulamaya ayrıldı1. Yani her dört damlanın üçü tarımda kullanılıyor. Bu da su kaynaklarımız üzerindeki baskının ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.
Artık suyun başta tarımda olmak üzere verimli kullanımı ertelenemez bir ihtiyaç. Bu noktada üç temel çözüm öne çıkıyor:

•     Verimli su yönetimi
•     Akıllı sulama teknolojileri
•     Yenilenebilir enerji entegrasyonu (örneğin güneş panelleri)

 

Bu uygulamalar yalnızca su güvenliği için değil, aynı zamanda gıda güvenliği için de kritik. Peki, neler yapılabilir?
Sulama altyapısında kapalı sistem basınçlı su iletim sistemlerinin yaygınlaştırılması, yerel düzeyde örgütlenen ve uzman yönetim yapısına sahip sulama kooperatiflerinin kurulması ve mevcut kooperatiflerin güçlendirilmesi ilk adım olabilir. Daha az su tüketen bitki türlerinin yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi, damla ve toprak altı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması da büyük tasarruf sağlar. Sulamada ihtiyaç duyulan enerjinin güneş panelleri gibi yenilenebilir kaynaklardan karşılanması ise sürdürülebilirliği bir adım daha ileri taşır. Diğer bir husus ise: Toprak nem sensörleri ve otomatik sulama sistemleriyle suyun doğru zamanda, doğru miktarda kullanılmasını sağlamak. Bu yaklaşım hem üreticinin hem de doğanın kazanacağı bir dönüşümü mümkün kılacaktır.
Artık suyun başta tarımda olmak üzere verimli kullanımı ertelenemez bir ihtiyaç. Bu noktada üç temel çözüm öne çıkıyor:

•     Verimli su yönetimi
•     Akıllı sulama teknolojileri
•     Yenilenebilir enerji entegrasyonu (örneğin güneş panelleri)

 

Akıllı Sulama ile Tarımda Geleceği Korumak

 

“Temsil ettiğiniz tematik alanda, yakın gelecekte iklim teknolojileri açısından ne tür dönüşümler, yenilikler ya da kırılma noktaları öngörüyorsunuz? Bu öngörülerin sektörünüzdeki etkileri neler olabilir?”
Kırsal bölgelerde tarımda, akıllı sulama teknolojileri giderek kritik bir rol üstleniyor. Araştırmalar ve saha gözlemlerim, bu teknolojilerin sensör tabanlı, bitki tabanlı, iklim/meteoroloji tabanlı, uzaktan algılama, IoT ve yapay zekâ destekli gibi farklı alt kategorilere ayrıldığını gösteriyor.

İklim krizinin etkisiyle su kaynakları giderek azalıyor ve tarımda suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluk hâline geliyor. Akıllı sulama sistemleri, suyu doğru zamanda, doğru miktarda ve doğru yerde kullanarak hem verimi artırıyor hem de çevresel etkileri azaltıyor. Bu sayede su maliyetleri düşüyor, üretici gelirleri artıyor ve çevresel sürdürülebilirlik göstergeleri iyileşiyor.
Önümüzdeki yıllarda, sensör ve yapay zekâ tabanlı akıllı sulama sistemlerinin yaygınlaşması, tarımda su kullanımını daha hassas ve verimli hale getirerek sektörde maliyet ve verimlilikte kırılma noktaları yaratabilir. Bu dönüşümün başarılı olması için tarım değer zincirinin en önemli aktörlerinden olan üreticilerin dijital okuryazarlığı ve teknoloji farkındalığı artırılmalı. Ayrıca, teknoloji kullanıcıları ile teknoloji şirketleri arasındaki etkileşim, yönetimsel kolaylaştırıcı faaliyetlerle güçlendirilmeli. Üniversite, sanayi, kamu ve sivil toplum aktörlerini kapsayan çevreyi merkeze alan beşli sarmal model iş birlikleri, iklim krizine karşı somut çözümler üretmede kritik rol oynayabilir. Bu bütüncül ve teknoloji odaklı yaklaşım, tarımın sürdürülebilirliğini güvence altına alırken, iklim krizine karşı hep birlikte somut çözümler üretmemizi sağlayacak. 

 

REFERANSLAR 
1 : T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Verimliliği Milli Komitesi. 
 (2023, Ağustos). *Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2023–2033* [PDF]. https://suverimliligi.gov.tr/wp-content/uploads/2023/08/SU-VERIMLILIGI-STRATEJI-BELGESI-ve-EYLEM-PLANI-2023-2033.pdf

TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.