Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

KAPAK | Yeşil Dönüşüm

Dr. A. Mete Çakmakcı
TÜRKİYE TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VAKFI (TTGV)
Genel Sekreteri

ABD'li ünlü ekonomist Kate Raworth insan medeniyetinin karşı karşıya olduğu sürdürülebilirlik problemini “simit teorisi” adını verdiği bir analoji ile açıklıyor. Raworth'a göre artan nüfus ve refah sonucu tüketim toplumunun sürekli çoğalan ihtiyaç ve beklentileri sonucu genişleyen iç çember ile yer kürenin stres altındaki kaynaklarıyla sağlayabileceği yaşam alanının tanımladığı daralan dış çember arasında sıkışan bu simit, bugün bildiğimiz küresel “düzeni” oluşturuyor. Pek çoğumuz 1945’ten beri her on senede bir on kat büyüyen, 2018 yılında kapladığı yüzey 1,6 milyon km², kütlesi 45 bin ila 130 bin ton arasında olduğu tahmin edilen Pasifik Okyanusu'ndaki “plastik adadan” henüz haberdar olmadı. Bugün plastik atıklar ve endüstriyel ağır metaller sadece Pasifik Okyanusu’nda değil, tüm dünya coğrafyasında tatlı su rezervlerini tehdit ediyor. Buna karşılık, protein ihtiyacımızı karşılayan tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin artan taleple birlikte su ihtiyacında da ciddi bir artış söz konusu. Bu sebeple alternatif protein üretimi bugünlerde yoğun ilgi çeken bir araştırma ve yatırım alanı haline geldi.

Bu ekosistem realitesi, son dönemde yeni bir büyüme perspektifi arayışındaki modern ekonomilerin bu ihtiyaçları ile bir araya gelince oluşan sinerji, iklim değişikliği gündemi başlığında özünde bilim, teknoloji ve inovasyon odaklı büyük bir dönüşüm hareketi olarak hemen hemen tüm ülkeler tarafından sahiplenildi.

İklim konusu bugün, önümüzdeki öngörülebilir gelecekte yatırım, ticaret, üretim ve tüketimin kurallarını değiştirecek yepyeni bir paradigma değişimini tetikliyor.

İklim konusu bugün, önümüzdeki öngörülebilir gelecekte yatırım, ticaret, üretim ve tüketimin kurallarını değiştirecek yepyeni bir paradigma değişimini tetikliyor. İklim değişimi ve teknolojileri kimsenin göz ardı edemeyeceği devasa bir fırsat penceresi sunuyor. Her ne kadar konu karbon salınımı problemi olarak ifade edilen atmosferdeki sera gazlarının varlığına odaklanıyor görünse de değişimin vizyonunun “daha az kaynak ile ürettiğini daha sorumlu tüketen” bir dünya olduğunu dikkatten kaçırmamak lazım.

Dönüşüm tercih değil, hayati mecburiyet

İklim değişimi olarak çerçevelenen meselenin tüm dünyanın ortak sorunu olması ve dolayısıyla çözümün de “paylaşılması” fikri ile konu, yakın bir gelecekte sınırlar üzerinden sadece mal değil, finansman dahil farklı hizmet türlerinin hareketlerini sınıflandırarak sınırların dışına çıkararak uluslararası ticarete devam etmek zamanla rekabetçiliğini yitirecek. Bu anlamda tüm üreten ve ihracat yapan sektörlerimiz 1980’lerin başındaki kalite dönüşüm ihtiyacından daha kapsamlı ve karmaşık bir dönüşüm problemi ile karşı karşıya bulunmakta.

Döngüselleştirme (decarbonization), yalınlaştırma (dematerialization) ve arındırma (detoxification) ilkelerinin tasarım ve üretim süreçlerine dahil edilmesi gerekecek. Avrupa Birliği, yaşam döngüsünü daha verimli yönetebilmek adına tüm elektronik cihazlarda kullanıcının parça değiştirmesine imkan sağlayacak tasarım özelliklerinin ürüne dahil edilmesini şart koşmakta. Geri kazanım ve tekrardan kullanma da önemli bir tasarım gereği haline gelmekte.

Üretim süreçlerinden itibaren ürünlerin taşıdığı karbon izini izlemek önemli bir dijitalleşme problemi oldu. Artık ürünler için tüm yaşam döngüsünün izlenmesini sağlayacak “kütükler” olarak dijital pasaportların oluşturulması beklenmekte. Almanya’nın daha önce ortaya attığı “Endüstri 4.0” dijital dönüşümünün hedeflerinden birisi de ürünlerin yaşam döngüsünün izlenmesine imkan sağlayacak bir altyapının oluşturulmasıydı. Bu anlamda karşı karşıya bulunduğumuz dönüşüm dinamiğini uluslararası rekabetin doğal akışının kaçınılmaz bir sonucu olarak görebiliriz.

Toplumda ulaşım, ısınma vb. alanlarda enerjinin hızlı elektrifikasyonu olarak görünen yeşil dönüşüm, istisnasız hemen hemen tüm sektörlerde iş yapış ve değer yönetim şekillerini kökten dönüştüren bir değişime sebep olması kaçınılmaz. Uzun vadede çevreye dost ürün ve hizmetler üretmek pek çok açıdan üretici için pozitif ekonomik dönüş olacak bir karar. Örneğin tarımda metan salınımını azaltacak hassas tarıma yönelik otomasyonlar sonuç itibari ile kimyasal kullanımını azaltacak, verimi yükseltecek yatırımlar.

Üç boyutlu artırımsal teknolojiler gibi hassas üretim teknikleri daha az parça, daha az malzeme ve daha hafif ürünler olarak üretimin, lojistik ve kullanımın maliyet yapılarında ciddi verimlilikler de sağlama potansiyeline sahip.

Problem yanlış kurgu ve verimsiz yatırımlar

Son dönemde iklim teknolojilerine olan vurgu ve artan finansal kaynaklar beklendiği üzere hızlı yatırımlarla yanlış kurguya sebep olmuş ve bu durum, kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açmıştır.

TTGV olarak iklim teknolojileri konusuna üreten ekonomimizin bakışını daha sağlıklı bir çerçevede yönlendirmek amacıyla iklim teknolojilerini enerji, gıda, üretim, mobilite ve yapı elementleri olarak beş ana uygulama alanı altında takip ediyoruz.

Daha sabırlı yatırımlar ise uzun soluklu yeni malzeme ve üretim teknikleri için araştırma ve geliştirme projeleri olarak alternatif tasarımlar üzerine çalışmakta. Bugün bu çözümlerin erken örnekleri üzerine kurulmuş girişimci firmaları görmeye başladık.

Bununla birlikte, her dönüşüm sürecinde olduğu gibi doğru çözümü geliştirmek ve buna uygun yatırım süreçlerini işletmek pek çok işletme için özellikle bilgi ve tecrübeye erişim konusundaki zorluklar ile önemli bir mesele olmaya devam etmektedir. Bugün iklim dostu dönüşüm odağımız, doğru kurgulanmamış yatırımlarla kaynakların verimsiz kullanılmasına sebep olma tehdidi ile karşı karşıya.

Proje madenciliği

Öncü proje geliştirme faaliyetlerimizle birlikte sağlıklı bir iklim teknolojileri iletişimine engel olabilecek bilgi asimetrilerini gidermek üzere ilgili paydaşlarımızla komünite geliştirme faaliyetleri yürütüyoruz. Özellikle araştırma kurumlarımızdan çıkan iklim teknolojilerinin kıymetlendirilmesi için girişimlere yönlendirme destekleri sunuyoruz. Sanayimizde tabana yayılan kapsayıcı dönüşümü, doğru projelerin geliştirilmesini destekleyecek bir yaklaşımla yürüttüğümüz üretim ve değerlendirme çalışmalarının yanı sıra proje madenciliği teknik destek faaliyetleri ile besliyoruz.

 

 

TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.