Hazırlayan:
RABİA ÖNEN TÜZGEL
TTGV Öncül Proje Program Uzmanı
1. Kritik hammaddelere ulaşmak sadece madencilikle mi mümkün?
Küresel ölçekte hızla artan batarya talebi, lityum, kobalt, nikel gibi stratejik hammaddelerin tedarikinde ciddi baskılar yaratmaktadır. Bu hammaddelerin büyük bölümü sınırlı sayıdaki ülkenin üretim tekelinde bulunmakta olup, arz zinciri yoğun şekilde belirli ülkelerin kontrolü altındadır. Örneğin, 2022 verilerine göre işlenmiş lityumun %60’ı ve rafine kobaltın %73’ ü Çin kaynaklıdır. Bu durum, tedarik güvenliği risklerini artırmakta ve madencilik faaliyetlerinin tek başına küresel talebi karşılamasının sürdürülebilir olmadığını göstermektedir. Geri dönüşüm yöntemleri ve teknolojileri ise bu noktada öne çıkmaktadır. Yayımladığımız raporda, kritik hammaddelerin geri dönüşüm süreçleriyle yüksek verim ve saflık düzeylerinde yeniden kazanılabildiği ifade edilmektedir. Bu durum, kent madenciliğinin yalnızca çevresel sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda stratejik kaynak yönetimi bakımından da önemli bir çözüm alanı sunduğunu ortaya koymaktadır. Gelişen teknolojiler sayesinde, başta lityum, kobalt ve nikel olmak üzere çeşitli kritik hammaddelerin ikincil kaynaklardan endüstriyel kullanıma uygun şekilde geri kazanılması mümkün hale gelmiştir. Bu çerçevede, söz konusu teknolojilerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve yaygınlaştırılması ihtiyacı raporda özellikle vurgulanmaktadır.
2. Türkiye batarya geri dönüşümünde neden bir atılım yapmak zorunda?
Türkiye, artan batarya ihtiyacına rağmen batarya üretiminde kullanılan temel hammadde ve teknolojilerde dışa bağımlıdır. Başta lityum , kobalt, gibi kritik metallerin tamamına yakını ithalat yoluyla temin edilmekte ya da hali hazırda hücre-batarya seviyesinde ithalat gerçekleştirilmektedir. Bu durum, batarya teknolojilerinde gelişmekte olan bir ülke için fiyat rekabetini zorlaştırmakla birlikte, teknoloji ve kritik hammadde bağlılığıyla sürdürülebilir büyüme için ayrıca riskler oluşturmaktadır.
Buna ek olarak, Avrupa Birliği’nin 2024 yılında yürürlüğe giren Batarya Regülasyonu, lityum, kobalt, nikel ve bakır gibi kritik hammaddelerin geri kazanımını belirli oranlarda zorunlu hale getirmiştir. Türkiye’nin AB ile olan ticaret ilişkilerini sürdürülebilir şekilde devam ettirebilmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi, bu düzenlemelere teknik ve altyapısal uyumunu güçlendirmesini gerekli kılmaktadır.
3. Bataryaların ikinci kez kullanılması ne anlama gelir? Hangi koşullarda mümkündür?
İkincil kullanım, ilk kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların farklı uygulama alanlarında değerlendirilmesini ifade eder. Bataryalar, ilk kullanım aşamalarında yaşanan kapasite kaybına rağmen %50-80 oranında işlevini koruyabilir. Uygun teknik işlemlerden geçirilerek yeniden güvenli hale getirilen bataryalar; konut tipi enerji depolama sistemleri, mikro şebekeler, veri merkezleri ve UPS çözümleri gibi düşük güçlü uygulamalarda tekrar kullanılabilir hale getirilebilir. İkincil kullanım süreci; fiziksel muayene, kapasite testleri, iç direnç ölçümü, hücre dengeleme, termal yönetim sistemlerinin optimizasyonu ve batarya yönetim sistemlerinin yeniden konfigürasyonunu içerir. Bu süreçte UL 1974 ve IEC 63330 gibi standartlara uygunluk temel alınabilir.
4. Türkiye’nin büyüyen elektrikli araç pazarı geri dönüşüm ihtiyacını nasıl etkiliyor?
Türkiye’de elektrikli araç pazarı son yıllarda ciddi bir ivme kazanmıştır. Bu büyümenin doğal sonucu olarak, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde ömrünü tamamlayacak batarya miktarında da önemli bir artış beklenmektedir. Elektrikli araç bataryalarının ortalama kullanım ömrü 7–10 yıl arasında değişmektedir. Dolayısıyla, bugünkü satışlar, 2030’lu yıllarda binlerce ton atık batarya anlamına gelmekle birlikte küresel atıl batarya miktarının 2020-2040 yılları arasında 140 kat artacağı öngörülmektedir.
Türkiye’de şu an için geri dönüşüm altyapısı üretime karşın yeterli kapasitede bulunmamaktadır. Raporumuz bu kapasite eksikliğinin karşılanması gerekliliğini koymakta; hem altyapı yatırımlarına hem de ikincil kullanım senaryolarına ilişkin uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Geri dönüşüm sistemleri ve tesislerinin bugünden itibaren geliştirilmesi, Türkiye’nin kent madenciliği ve batarya çözümleri alanındaki yetkinliğini artıracak; bu da ülkeye bölgesel düzeyde önemli avantajlar sağlayacaktır.
5. Geri dönüşüm süreçleri sadece çevre için mi gereklidir, yoksa ekonomi için de fırsatlar sunmakta mıdır?
Batarya geri dönüşüm süreçleri, çevresel etkilerin azaltılması açısından kuşkusuz önemlidir; ancak aynı zamanda güçlü bir ekonomik kaldıraç etkisine de sahiptir. Raporumuzda yer alan bulgulara göre, lityum karbonat gibi yüksek değerdeki hammaddeler, geri dönüşümle %95’e kadar geri kazanılabilmekte ve tekrar üretimde kullanılabilir saflıkta hammadde üretim kalitesine ulaşabilecek çalışmaların değerlendirilmesi ve desteklenmesi gerekililiği değerlendirilmiştir. Bu çalışmalar, hem hammadde ithalatının azaltılması hem de üretim maliyetlerinin düşürülmesi anlamına gelmektedir.
Ayrıca, geri dönüşüm faaliyetleri yalnızca kritik hammadde kazanımıyla sınırlı değildir. Bu süreçler, birçok yüksek katma değerli alanı da kapsamakla birlikte Türkiye’de yeşil istihdam yaratılmasını, teknoloji geliştirilmesini ve sanayi-üniversite iş birliklerinin artmasını sağlayacak yapı taşlarıdır.
Hazırladığımız rapor, geri dönüşüm ve ikincil kullanım süreçlerinin yalnızca bir çevre politikası değil; yeni bir sanayi politikası ve atılımı olarak ekosistem tarafından ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
